ÇOCUK GÜLÜCÜKLERİ

 

                Mahmut KAPLAN

 

                  İÇİNDEKİLER

Çocuk Gülücükleri

Karanfil

Ömer’den Mektup

Şafağı Bekleyen Çocuk

Annemi Hatırlarım

Gelecek

Çocuk Bu

Evcilik Oyunu

Çocuklar

Çocuk ve Işık

Öğüt

Güneş Hemen Doğar mı

Aç Ellerini

Kuşlar

Baharda Hayat

Gurbet Türküleri

Efendim Duysa

Bugün Bayram

Fidanları Kırmayın

Küçük Kız ve Güller

Kırları Gördün mü

Akisler

Akşam

Serçenin Ölümü

Mutluluk Çağı

Çocuk gözüyle

Bisiklet

Beni Kırlara Salma

Kar

Annemle Yolculuk

                        Kara Kuzum

 

 

 

 

 

ÇOCUK GÜLÜCÜKLERİ

Bir ad veremiyorum

Bir sevgi işte

Gözleri ışıl ışıl

Yumuk yumuk elleri

Bir cennet esintisi

Çocuk gülücükleri

Ne saksılarda çiçek

Ne seralarda gül

Gönül dalına konan

Huzur kelebekleri

Evleri aydınlatır

Çocuk gülücükleri

Paytak adımlarında

Mutluluk ümit

Kelimeler bölük pörçük

Tatlı mı tatlı dilleri

Kuş evindeki kumrular gibi

Çocuk gülücükleri

Baba sözünde huzur

Anne sözünde hayat

Yasin’le çiçek açar

Yürekleri

İnsanı düşündürür

Çocuk gülücükleri

Besmele gibi şefkatli

Narin

Tanımamış kirleri

Hayata sunulan çiçek

Bir cennettir

Çocuk gülücükleri

 

 

KARANFİL

Gün vurdu pencereye

Karanfiller uyandı

Sere serpe yeşillik

Mevsimlerden bahar

Cıvıl cıvıldı kuşlar

Bir görünmez el

Boyadı çiçekleri

Okşadı karanfilleri Ömer

Annesi fısıldadı kulağına

O güzel bir çiçektir

Sen de çiçeksin

Yavrum

Bütün çocuklar gibi

Hepsini yaratan bir

 

 

ŞAFAĞI BEKLEYEN ÇOCUK

Şafağı bekleyen çocuk

Saçları ağarmış unuttuğum

Rüya dolusu günler içinden

Allah’a gönülden

Yakaran çocukluğum

Çamlar arasında ışıklar oynaşır

Kaçıp gider

Kendi ellerimle hoyratça

Koparılıp atılan

Tomurcuğum

 

ANNEMİ HATIRLARIM

Kalbim çarpar

İlkyazda

Annemi hatırlarım

Bu gün gibi

Beyaz başörtüsüyle

Namazda

Gözlerinde bir bulut

Uzaklara dalmış

Kardeş mi hatırlanır

Anne mi

Kim bilir

Uzun senelerden sonra

Annemi hatırlarım

Niyazda

 

 

Uzak çok uzak diyarlardan

Her bahar ümittir

Geçse de günler haftalar

Nazda

Elleri dualarda sabah

Akşam

Kulakları avazda

Annemi hatırlarım

Gün gibi

Biraz da

Hüzünlü kırgın

Beyaz başörtüsüyle

Namazda

 

 

GELECEK

Akşam karanlık mı

Ne gam

Gülücüklerinle

Her zaman

Aydınlık yuvam

Adımlarında umuttur

Duadır huzur veren

Tombul ellerinde

Sevgidir yeşeren

Tarlalarda başak

Kırlarda solmayan çiçek

Ve evlerimizde

Dirlik düzenlik

Bereket

Çocuk bu işte

Mutluluk güven

Hepsinden öte

Gelecek

Sevgiyle yeşeren

 

ÇOCUK BU

Kapıdan girerken

Bir incecik ses

Allah

Babacığım susadım

Su, su

Bardağa uzanan

Dudaklarda

Bismillah

Evlerimizde aydınlık

Sabah

Bardağı uzatır

Gülümser çiçek çiçek

İnciler saçan

Dilinde

Elhamdülillah

 

Gözlerinde ışık

Sevinç dökülür

Nasılsın kızım

Sorusuna cevap

Şükür, çok şükür

Çocuk bu

Allah’tan emanet

Günahsız temiz

Bolluk bereket

Merhamet

Rahmet

 

EVCİLİK OYUNU

Girer girmez odaya

Topladı dört köşeden

Oyuncaklarını

Tarayıp ördü saçlarını

Bebeklerin

Yerleştirdi

Bir yemek salonu

Odanın bir köşesinde

Masa

Üstünde dizili

Kap kacakları

Sessizce emrini bekler

Soran gözlerle

Bebeklerde bir itaat

Bir uyum

Sormayın

Her söz

Baş üstüne

Biliyorlardı çünkü

Karşı gelmekte

Olacakları

Küçük kız, küçük anne

Yedirip yatırdı

Yumurcakları

 

ÇOCUKLAR

Güzel aydınlıktınız

Yüzünüz pırıl pırıl

Ekmek gibi aktınız

Karanlık dünyamıza

Yıldız olup aktınız

Siz çocuklar çocuklar

Sizler hep ak paktınız

Sevgiler küllenmişti

Ateşleyip yaktınız

Kararmış gecemizde

Beklenen şafaktınız

Siz sevgili çocuklar

Günahtan uzaktınız

 

ÇOCUK VE IŞIK

Gözlerin ışık ışık

Vurmuş içine aydınlık

Sevgi düğümlenmiş bakışlarında

Sönmüş karanlık

Hasır sıralara oturmuş çocuk

Uzat ellerini

Tut eteklerinden karanlığı

Sıyır

Ümitleri korkulardan

Kinden sevgileri

Ayır

Masum bakışların yarına

Adımların paytak

Unutma bu günleri

Kirsiz lekesiz

Sıcak

Minimini ellerin yumuk

Çıkıvermiş arasından

İçli bir ninninin ezgisinde

Akıp gelir mutluluk

 

ÖĞÜT

Eldir yavrum, yabandır

Koy verme dizginleri

Çünkü geçer zamandır

Bir varmış bir yokmuş hep

Hayır yanlış demişler

Hep vardı dünden beri

Sanma ki günler geçmez

Sen bir başka bakarken

Gün başka doğar yine

İyisi mi gel dinle

Sonra bir var bir yokmuş

Çünkü koşar zamandır

Dönüş zor vakit geçse

Ki öyledir çabuk ol

Geri kalış yamandır

Derler hayli zamandır

GÜNEŞ HEMEN DOĞAR MI

Değişen yıllar mı

Ben mi

Boyuna havalar bozuyor

Pamuk pamuk bulutlar

Göklerimde

Bir rahmet yağmuru yağar mı

Başlanan her şey yarım

Şiirlerim, masallarım

Yüreğimde gök gürültüsü

Deniz damlaya sığar mı

Bekle çocuğum

Bitti bitecek gece

Daha ne masallar var anlatacak

Güneş hemen doğar mı

 

AÇ ELLERİNİ

Aç ellerini gökler masmavi

Beyaz bulutlara yüksel

Göreceksin

Ufuklar boş değil

Uzat ellerini

Varsın okunmasın mihrapta yazılar

Aç ellerini

Mimar Sinan’ı hatırla

Hafız Osman’ı dinle

İlgilenir o zaman

Hacı Bayram derdinle

Aç ellerini uzat ufuklara

Bak kızarmış dua yüklü bulutlar

Rahmet yağmurlarıyla

Yunus bir sarı çiçekle

Sonsuzluğa kanat açmış

Aç uzat kaldır ellerini

Yer gök seninle deniz

Kuşlar ağaçlar

Goncalansın gönüllerde aşk

O’na yönel

Gönülden saf temiz

KUŞLAR

Gökyüzünde kanat çırpar

Cıvıl cıvıl uçar kuşlar

Bana uzaktan göz kırpar

Hayallere salar kuşlar

Gökyüzüne tırmanışta

Renk renk ışıkla yarışta

Can dolusu yakarışta

Yunusla can ciğer kuşlar

Bulutlara değer başlar

Yorgun kanatlar yavaşlar

Süzülür inmeye başlar

Dallarıma konar kuşlar

Kimi uzak kimi yakın

Ötüşürler işte bakın

N’olur ürkütmeyin sakın

Dallarımdan uçar kuşlar

 

BAHARDA HAYAT

Günlerce rüzgârın serin sesini

Dinledi kupkuru bir yığın toprak

Çırpındı çırpındı son nefesini

Vererek ağaçtan düştü de yaprak

Her taraf sessizce daldı uykuya

Üstüne çekerek beyaz bir yorgan

Çekirdeği sardı tatlı bir rüya

Böylece bir mevsim geçti aradan

Rüzgârla savruldu kurumuş otlar

Toprak yığınının üstüne kondu

Şefkatle ağladı taştı bulutlar

Susayan toprağa sütünü sundu

Dudaklar hasretle açılıverdi

Ağlayan buluta baktı derinden

Yeşil bir tebessüm saçılıverdi

Bir filiz sıçrayıp çıktı zeminden

 

GURBET TÜRKÜLERİ

Gurbet türküleri yok mu

İçimi sızlatır hep

Evimden uzakta okudum

Parmak kadar çocukken

Budur içimi sızlatan

Sebep

Akşamları ağlarmış annem

Oğlum diye gözleri nemli

Yollarda yapayalnız

Ben gurbetlerde

Beklerdim yarıyıl tatilini

İçimde buruk bir özlem

Çalışırdım sevinsin

Kıvansın diye annem

Pek iyilerle dolsun

Zayıf yüzü görmesin diye

Karnem

Yıllar ne de çabuk geçmiş

Karne dolduruyorum şimdi

Kırıklara dayanamıyorum

Karnelere yerleşmiş

 

EFENDİM DUYSA

Korkuttun durmadan

Anlatmadın

Oysa

Korkutma müjdele diyor

Sevilesi varlıkların en yücesi

Güneşten, aydan açık

Çiçekten, bülbülden güzel

Olanı

Anlatmadın

Hoşnut kalır mı Efendim

Yaptıklarını duysa

Müjdele imandan aşktan yana

Dağıt korku bulutlarını

Dilediğin istediğin

Oysa

Semalarımızda yağmur

Gönül tarlamızda yediveren gül

Bitirirsen hoşnut kalır

Efendim

Yaptığın, işlediğin

Buysa

 

BUGÜN BAYRAM

Bugün bayram

Elimi öptü iki çocuk

O kadar geçti mi yıllar

Koşarak ayrıldılar

Yaşlanmışım demek

Ne yapmalı bilmem

Şeker mi verilir para mı

Şaşırdım doğrusu giderek

Kaçıp gittiler zaten

Ellerim asılı kaldı

Yazık

Dünkü çocuk yaşlanmış

Bayramlarda demek

El öptürme sırası

Bana gelmiş

Koşup dursun çocuklar

Bahçelerde

Yeniden bayram olsun

İçimiz dışımız zengin

Her günümüz böyle kutlu

Mübarek olsun

 

FİDANLARI KIRMAYIN

Bir fidan dikmişti babam

Küçücük bir şey

Etrafında bir çit

Çıtı pıtı iki yaprak

Hey gidi günler hey

Gün gün büyürdü yaprakları

Uzardı boyu

Gözü gibi bakardı babam

Aksatılmazdı suyu

Bir öğle vakti bir gün

Kimseler yokken evde

Kökünden koparılmış

Atılmış çitten dışarı

Herkeste bir üzüntü

Babamınsa çatılmıştı kaşları

Ne zaman bir taze ağaç görsem

Fidanımı hatırlarım

Aman kimse kırmasa

Kimse koparmasa derim

Dal budak salsa

Umutlarım

 

KÜÇÜK KIZ VE ÇİÇEKLER

Küçük kız kendi çiçek

Çok sever çiçekleri

Elleri süsleyecek

Bütün gelecekleri

Takılır dikenlere

Tombul minik elleri

Olsa da yara bere

Küsüp atmaz gülleri

Tomurcuklar açılır

Derken bir sabah erken

Eve sevinç saçılır

Gül açıp kız gülerken

KIRLARI GÖRDÜN MÜ

Sırılsıklam bulutlara bak

Tohumlara yürüdü

Gel dedi dört bir yandan

Gel dedi vakit tamam

Kabukları çürüdü

Kırları gördün mü uyandı

Bademler çiçek açtı

Toprak kıpırdıyor

Bak ekinler yeşermiş

Kırları gördün mü

Nasıl da renk renk

Çiçeklerle boyandı

Sal kırlara hayalini

Dolaş

Sarı çiçeklerle konuş Yunusça

Gör ne güzel yaratılmış

Sebepsiz mi topraktaki

Heyecan telaş

 

AKİSLER

Dört bir yanı çepeçevre

Karış karış Anadolum

Önüm arkam sağım solum

Tarih tarih devre devre

Köprü kemer han minare

Nakışlarla koca Sinan

Boyun eğmiş sanki zaman

Hayat üfürmüş mermere

Tezhip yazı cilt minyatür

Kışla tekke ve medrese

Gönül vermiş aynı sese

Bu sesle yoğrulmuş kültür

Çiçek açmış şu seccade

Göz nuru sabır ilmiği

Saçar ruhlara şenliği

Çarşı pazar kentte köyde

AKŞAM

Kısıldı ufukta güneş

Sokak lambaları yandı

Evlerde mutlu bir telaş

Gökler siyaha boyandı

Azaldı gürültüler

Oturdu pencereye Ömer

Hafifçe mırıldandı

Demek güneş geçici

Sürekli değil demek

Bu ani sararması

Analdım korkudandı

Ne dedin Ömer çabuk

Bana da anlat haydi

Dalıp gitmişti çoktan

Duymayışı bundandı

 

SERÇENİN ÖLÜMÜ

Karışıyor renklerin kızılı beyazına

Ufuklardan bir alev gökyüzünü sarıyor

Dalıverip gitmişim serçenin pervazına

Daireler çizerek konacak yer arıyor

Gözlerimde canlandı yıllar öncesi bir yaz

Yataktan fırlıyorum kapıp bir bakır ibrik

Üçer beşer atlayıp merdivenleri biraz

Durup bakınıyorum ufuk henüz kapanık

Çabucak abdest alıp camiye dalıyorum

Gaz lambası tavanda karanlığı kovuyor

İçimde sonsuz bir haz ve tekbir alıyorum

Dudaklarda aminler Allah’a yükseliyor

Bir şangırtı hayali gözlerimden uçurdu

Cama çarpmış bir seçe pencerenin dibinde

Elime aldım kalbi bir saat gibi durdu

Bana diyordu işte akıbetin senin de

 

MUTLULUK ÇAĞI

Nal sesleri arasında

Düşe kalka insanoğlu

Kılıç kargı ve mızrakla

Öncesinde sonrasında

Doğrarken kollar bacaklar

Yer gök vadi dere tepe

Küfür isyan serpe serpe

Put üstüne put kucaklar

Bir cehennem çarşı Pazar

Sabah akşam duyulanlar

Beyni gözü oyulanlar

Oluk oluk kanlar sızar

Dört bir yanda bir kör dövüş

Kurt kuzu kartallar kadar

Düşman ölür düşman doğar

Her tarafa korku sinmiş

Kara kara yer gök deniz

Nasıl karaydı bilseniz

 

Bütün insanlık özledi

Toplandı rahmet bulutu

Gökte patladı gümbürtü

Yağmur yağmuru izledi

Benzi sararmış çocuklar

Toplandılar birer birer

Ümitle O’na geldiler

Çiçeğe hasret budaklar

Güller ile donandılar

Yağmur suladı toprağı

Yeşertti dalı yaprağı

Gülücük sardı dudağı

Doğdu bir nurlu şafakta

Başladı mutluluk çağı

 

SOKAĞA ÇIKMAK

Annem de bir tuhaf

Sokağa göndermiyor beni

Niçin ama

Hava soğukmuş

Taşıtlar vızır vızırmış

Doğru

Çocuklar cıvıl cıvıl

Ne var sanki izin verse

Birazcık sokağa

Akşam üstü

Top oynasam azıcık

Biraz da seksek

Ne olur sanki

Arkadaşlarla

Parka kadar gitsek

Akşama daha çok var

Annem de tutturdu

Sokağa yalnız çıkmak yasak

Bilmiyor mu şoför amcalar

Otomobil sürerken

Çocuklar var sokakta

Saklambaç top

Oynayacak

 

BİSİKLET

Terledi Burak, yoruldu

Bisikleti sürmek

Ne zordu

Konuştu kendi kendine

Bisiklet ah bisiklet

Pedalin neden böyle sert

Neden doğru gitmiyor

Tekerleklerin bisiklet

Alnımda boncuk boncuk ter

Ayaklarımda derman

Kalmadı

Ha gayret

Dönüverdi işte

Yavaşça başladı

Tekerleklerde hareket

 

BENİ KIRLARA SALMA

Beni kırlara salma

Başıboş

Yol yordam bilmem

Renk gölü içinde boğulurum

Anlatamam

Dinlemezler de hem

Kırlara çık sereserpe

Bademler çiçek açtı

Gelincikler mahcup

Papatyalar süslü

Yer yüzü gelininde sevinç

Ekinler yeşil

Alabildiğine dalgalanır

Mutluluk

Kapıya dayandı

 

KAR

Her taraf bembeyazdı

Bir sabah uyanıp da

Pencereden bakınca

Anne her yan deterjan olmuş

Bak her taraf

Güldü annem

Kardır yavrucuğum

Hem çok soğuk

Dün gece yağdı

Uyurken sen

İnanmadım

Merdivenlerden kaydım

Süzülerek kapıdan

Uzattım ellerimi

Çömelip avuçladım

Uv ne soğuk

Havuç burunlu

Bir adam

Karşıdan gülüyordu

ANNEMLE YOLCULUK

Annemle yola çıktık

Öğle vakti bahardı

Fıstık ağaçlarından

Yolda gölgeler vardı

Toprak yolun kenarı

Uyarırken baharı

Hoş çiçek kokuları

Dimağımızı sardı

Çimenlerin yeşili

Toprağın ince dili

Her yer çiçek ekili

Ufka doğru uzardı

Gel diyordu çiçekler

Uçarken kelebekler

Yeşil beyaz böcekler

Daldan dala uçardı

Annemle bu yolculuk

Anlatılmaz mutluluk

Sanki bir an bir soluk

Bir hoş rüya kadardı

 

KARA KUZUM

Gözler kömür karası

İncecik ayakları

Sıçrar koşar yay mı ne

Dört bir yana savrulur

Döner bana gözleri

Anlatır kelimesiz

Oynayalım der gibi

Minik kulaklarını

Dikti mi korkmam gerek

Uzaklara kaçacak

Peşinden koşturacak

Yaklaşırım yanına

Gülümser gibi bakar

Tam tuttum seni derken

Fırlar yerinden uçar

Tüyleri bir yumuşak

Melemesi bir hoş ki

Hani biraz zorlasam

Benimle konuşacak

 

ÇİÇEK TOPLAMAK

Bahar sarmaladı mı

Tabiat

Silkinir uykusundan

Dolar damarlarına hayat

Yakalar yelesinden rüzgârı

Alıp çevirir gökyüzüne

Kuşları

 

HAZRETİ ÖMERLE PATRİK

Fitne kapısını kapayan Ömer

Adalet dendi mi o hünerli er

Kıl kadar sapmazdı hak bildiğinden

Ömrünü bu yolda tükettiğinden

Herkesin gönlünde sevgi bulmuştu

Çünkü yalnız Hakk’ın kulu olmuştu

Kudüs’ü fethedip şehri gezerken

Patrikle bu şehri candan süzerken

Namaz vakti patrik der ki :-Ya Ömer

Senkostantin’de seccadeni ser

Burda namaz kılıp eyle ibadet

Bu mabed namazla bulsun saadet

Kabul etmez âdil , şanlı halife

Yanaşmaz patrikten gelen teklife

Şaşırır ve patrik saygıyla sorar

Çünkü bunu taassuba da yorar

Ömer der :- Ben burda kılacak olsam

Müslümanlar hemen bundan bir anlam

Çıkarıp burayı cami yaparlar

Senkostantin kapısını kaparlar

Bu yüzden burada namaz kılmadım

Mabed sizin, elinizden almadım

İnsanlara örnek olsun diyerek

Hoşgörü denen şey bu olsa gerek