ŞUARA TEZKİRELERİNE GÖRE ÜSKÜDAR ŞAİRLERİ

Mahmut Kaplan*

Üsküdar, konumu ve Türk kültür hayatına katkıları bakımından önemli merkezlerimizden biridir. Tezkireleri incelediğimizde bu gerçek hemen ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmamızda Tezkireleri ve Tuhfe-i Naili’yi tarayarak Üsküdar şairlerini tespit etmeye çalıştık. Çalışmamızı “Üsküdârî” veya “Üsküdarlı” diye anılan şairlerle sınırladık. Bazı şairlerin doğum yerleri farklı, ama şöhretleri bu merkezden yayıldığı için bu nispetle anılmış. Biz Üsküdar’da doğmuş, büyümüş, ailesi Üsküdarlı olup başka yerden gelip Üsküdar’a yerleşmiş şairleri tespit etmeye çalıştık. Bütün şairleri tespit ettiğimizi söyleyemeyiz; gözden kaçanlar elbette olmuştur. Bu çalışmanın eksik taraflarının konuya ilgi duyanlar tarafından tamamlanacağını umuyoruz. Ayrıca her ne kadar “Tezkirelere Göre Üsküdar Şairleri” başlığını kullandıysak da Tuhfe-i Naili’de gösterilip tezkireler dışında kalan bazı kaynakları da inceledik. Tanıttığımız şairleri, takip kolaylığı sağlaması açısından alfabetik düzende sunmayı tercih ettik.

1.Ahmed:

Adını mahlas olarak seçen Şâmi-zâde Ahmed Efendiolup, Altıay Çeşmesi yakınında dünyaya gözlerini açmış, Zeyrek-zâde semtinde yetişen bu şair, öğrenimini tamamladıktan sonra tedris mesleğini seçerek müderris olmuştur. 1115/1702 senesinde Üsküdar’a yerleşmiş, Üsküdar mahkemesi kâtipleri arasına katılarak basamak basamak yükselip başkâtip olmuştur. Selim Efendi’den edebiyatı, diğer alimlerden başka fenleri öğrenmiştir. 1132/1719 Muharrem’inde Şeyhülislam Yenişehirli Abdullah Efendi’den mülazım olup, kırk akçe medreseden infisal etmiştir. Diyarbakır mollası iken 1151/1738 yılı içinde vefat etmiştir. Aynı zamanda hakkâk olan şair hakkında tezkireler, “Şi’r ve inşâ ile şöhretyâb ve fenn-i ‘haŽkŽka sedîdü’l-intisâb pür-marifet bir şâir-i ‘hûb-ŽhaŽslet”, “bir şâir-i ‘huceste idrâk olup aŽsrımızıñ su‘hen-sencân-ı ‘hoş –perverişlerinden vaktimiziñ nükte-dân nâzük-revişlerinden”, “fazîlet-i bâhiresi ile….bir zât-ı bî-nazîr ve fâžiŽku’l-aŽkrân” gibi sıfatlarla övülen Ahmed’in şairliği hakkında ise, “şâir-i ‘hûb-ŽhaŽslet”, “ şir ve inşâsı ve ‘hat ve imlâsı maŽkbûl-ı efâzıl-ı cihân” gibi övgülü sözler söylenir. Safâyî ve Râmiz’in örnek olarak verdikleri şiirleri hikmetli , öğüt verici ve âşıkânedir.

 

2.Ânî(Derviş Ahmed Anî, Mevlevî):

Doğum yeri Üsküdar olup Devlet-i Aliye kâtiplerinin büyüklerinden zengin bir şahsın oğludur. Hacca gitmiş, Mısır’da ticaretle uğraşırken amansız bir hastalığa yakalanmış, tabipler derdine şifa bulamamışlar. Ancak Dede Hüsammeddin’in himmetiyle iyileşmiş ve bu zat tarafından kendisine Anî mahlası verilmiştir. Bu zatın hizmetinde çeşitli ilimleri ve özellikle şiir ve inşayı öğrenmiştir. Bu vadideki çabaları şairler ve edipler tarafından beğenilmiştir. Mürebbisinin ölümünden sonra Ezher Camii civarındaki Mevlevî Zâviyesi’ne şeyh olmuş ve uzun süre irşât görevinde bulunmuştur. Vefatında bu raya defn olunmuştur.

Şiirlerinden bir örnek- Kıt’a

Ân-ı cânânı gören olsa eger şâd cânı

Ân-ı naŽzŽzâreye eylerdi gör melek ânı

Gerçi taŽsvîrine yek-pâre virür ‘hâmesi rûŽh

Neyler âyâ gelicek nevbet-i Ânî Mânî

3. Ahmed Râsim Efendi (Fodlacı-zâde ,1180/1766-1270/1853): Râsim mahlasını seçen bu şair,1180/1766’da Üsküdar’da doğdu.Üsküdar’da Valide-i Atik Medresesi müderrislerinden Hoca Emîn Efendi’den ders aldı. Gençliğinde bir süre Sadaret Mektûbî Kalemi’nde çalıştı. Sonra Reisülküttâb Hüsnü Bey’in mühürdarı oldu. Kendisine hâcegânlık rütbesi verildi. Kırk yaşından sonra emekli oldu.(takriben 1806). Kendisine 250 kuruş aylık bağlandı. Ayrıca Sadaret Mektûbî kaleminden de yıllık 500 kuruş verildi. Müreffeh bir hayat sürdü. Bir ara Bursa’ya gidip yedi yıl kaldı. Sonra tekrar Üsküdar’a dönüp evinde inzivaya çekildi. Bu inziva hali 35 yıl sürdü. Bu süre zarfında sürekli ilim ve telifatla iştigal etti. Evi mektep gibiydi; isteyen oraya devam eder, ilim öğrenirdi. Bu yıllarda kimsesiz iki kız çocuğunu evlat edinerek onları yetiştirmeye çalıştı. Önce ev işlerini sonra okuma yazma öğretti.Bu kızlardan büyüğü Fatma Molla, küçüğü Hoca Emine Hanım’dır. Râsim, vefatından iki yıl önce bütün eşyasını ve evini bu iki evlatlığına vakfetti.Vakfiyesinde, “Her yevm nisâ tâifesine namâz sûrelerini ve namâza müteallik mesâili talim edeler” diye bir madde koydu. Bunlar ölünceye kadar bu vasiyete uydular. Hoca Hanım her Çarşamba evinde ders vermeyi sürdürmüştür.

Râsim 1270/1853 tarihinde vefat etti. Üsküdar İnadiye’de Bandırma Tekyesi karşısındaki sahada Selim Baba yakınlarında defnolundu.

Râsim, Nakşibendiye ve Halvetiye tarikatlerine müntesipti. Hakkında, “müntesibîn-i Nakşibendiye ve Halvetiyeden ârif bir zât”, “en birinci meziyeti kanâat idi. İsrâfdan pek ziyâde ihtirâz ederdi. Dikişini kendi dikerdi….Hüsn-i hatta mâlik idi….Nakşibendiye’nin ricâl-i kirâmından idi.Fart-ı zekâ ve ve kuvve-i hâfızâsı muhayyirülukûl bir derecede idi. İlm-i tefsîr ve hadîsde vukûfiyeti yedi tulâsı vardı.” “mezâmîn-âferîn bir şâir-i nüktebîn olup elsine-i selâsede nazm ve güftâra muktedîr olduğu “, “âsâr-ı mensûresi gâyet sâde ve tekellüfden âzâde bir üslûb-ı bedii muhtevîdir. Nazmı serâpâ belîğ, musannâ rûhperverdir. Gazeliyâtı Fuzûliyânedir…İlk kez virgülü kullanmıştır.”, İ. Emin Mahmut Kemal İnal, “Mensûr eserlerini görmediğim için “gâyet sade ve tekellüfden âzâde” olup olmadığını bilemem.Fakat divanını gördüm. Tevfik Bey’in dediği gibi “serâpâ belîğ. ve gazeliyyâtı Fuzûliyâne” değildir. Manzumeleri umumiyetle mutasavıffânedir.” demiştir.

Eserleri:

Divan:El-Hâc Halîl’in taş destgâhında 1272/1855’te talik yazı ile basıldı.

Risâle-i Muhasebe-i Nefs (mensûr).

Usûl-ı Vüsûl(mensur).

Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye.

Lugat-ı Farisiyye(otuz bin kelimelik).

Kerâmât-ı Evliyâ(mensur).

Şerh-i Subha-i Sübyân

Nesâyih-i Şer’iyye ve Mev’ize (Manzum, eski harflerle 1316/1898 basılmıştır).

Şiirlerinden örnekler:

Sâºat-ı vâhiddür ºömr-i cihân

Sâºati Žtâºate Žsarf eyle hemân

Bir tazmininden:

ŽHakîŽkatde egerçi nüs‘ha-i kübrâ olup insân

Göñüldür menba-ı irfân şerîatdir aña mîzân

Bu manâya ziyân olduğunu bürhân edip izân

ÇıŽkar dilden dürûg-ı bî-fürûgu ol ki ŽhaŽk-gûyân

Bir başka örnek:

Kelâmından olur malûm kişiniñ kendi miŽkdârı

Şular kim ola bed-gû var aña atf-ı nigâh etme

ŽHaŽkâyıŽkdan ‘haberdâr olmayanlarla olup bitme

Dil-âzârlık edip renc etme hîç bir ferdi incitme

ŽKoma ârif iseñ râh-ı sedâdı nâ-be-câ gitme

Kelâmından olur malûm kişiniñ kendi miŽkdârı

Matla :

Pîr etdi beni yâre civânım demiş oldum

‘Hun etdi dili gonçe-dehânım demiş oldum

Müjgânları da gamzelere eyledi hem-pâ

Tîg-ı nigehinkesdi emânım demiş oldum

Yinede varıp eylemiş âlemlere destân

Fâş etme ŽsaŽkın râz-ı nihânım demiş oldum

Artırmadadır cevri o demden berü Žhâlâ

Dil- ‘haste vü bî-tâb u tevânım demiş oldum

Terk etdi mey ü meclisi Râsim dem o demdür

SâŽkîye meded bir da‘hı cânım dimiş oldum

4.Bîvücûdî(Tâlib, Divit-zâde Şeyh Mehmed Tâlib ,ö.1090/1697): Adı Mehmed olup Divitçi-zâde lakabıyla şöhret bulmuş, Divitçi Mustafa Çelebi’nin oğludur. Aziz Mahmud Hüdâyî müritlerindendir. Cennet Efendi’den tarikat almış, tahsilini tamamlayıp müderris olmuştur. Babasının ölümü üzerine zaviyesinde yerine geçmiştir. Gafûrî Efendi’nin vefatından sonra Hüdâyî Tekkesi şeyhi olmuştur.(1078/1667). Meşâyih-i Celvetiye’dendir. Önceleri şiirlerinde Bî-vücûdî mahlasını daha sonra ise Tâlib’i kullanmıştır. 1090/1679) tarihinde vefat edip babasının yanında Şeyh Câmi’inde defn edilmiştir. Ölümüne şu tarih düşürülmüştür:

Târî‘h-i vefât-ı Divitçi-zâde:

Gitdi biñ ŽtoŽksânda yâ hû diyü Žkutbu’l- ârifîn

Bir başka târîh:

Düşdi bir târî ‘h-i zîbâ lafŽzan u manen aña

Âzım-ı ŽHaŽk oldı biñ ŽtoŽksanda Žkutbu’l-ârifîn

Eserleri: Tâlib’in kaynaklarda geçen eserleri şunlardır:

1.Mecâlis:Mevizedir.

2.Ta’bir-nâme:Mufassal bir eserdir. Bu eserin mukaddimesinde şairin Bî-vücûdî mahlasını kullandığı yazılmıştır.

3.Dîvân-ı İlâhiyât.

4. Kasîde-i Bür’e Şerhi:Bir beyti Türkçe, bir beyti Farsça manzum bir eserdır.

5.Gülşen-i Esrâr.

 

Şiirlerinden örnekler:

Yandum kül oldum aşkın elinden

ŽKoŽkar gül oldum aşkın elinden

ŽHaŽk aşŽkı geldi benligüm aldı

Bir adam Žkıldı aşŽk meydânında

Gül idüm Žsoldum nûr idüm Žtoldum

Bilmem ne oldum aşŽk meydânında

Aglarum gülmem gözlerüm silmem

N’oldugum bilmem aşŽk meydânında

Tâlib Žkûl Žhayrân aşŽk ile sûzân

Olmuşdı uryân aşŽk meydânında

5.Cemil Bey: Mahmud Cemil Bey, Mabeyn Kâtibi Vassâf Efendi’nin oğlu olup 1249/1834’te Üsküdar’da doğdu. Annesi, Mülkiye Nazırı Pertev Paşa’nın kızı Cemile Hanım’dır.Atik Ali Paşa Sıbyân Mektebi’ne okuduktan sonra Gerdankıran Ömer ve Çorlulu Ali Paşa Medresesi müderrisi Ankaralı Mustafa ve Manisalı Hüseyin Efendiler’den akaid şerhi okudu. Yine Hoca Neş’et’in talebelerinden Mekteb-i İrfân Farsça hocası Hoca Fida Efendi’den Farsça öğrendi. Sultan Abdülmecid’in yazı muallimi Tahir Efendi’den sülüs ve nesih öğrenerek icazet aldı.1265/1848-49’da Divân-ı Hümayûn Mühime Odası’na devama ve Hoca Nasuh Efendi’den dîvânî ve Raif Efendi’den rik’a öğrendi.Ve bazı kâtiplere de kendisi hat dersi verdi.1267/1850-51’de Meclis-i Valâa Tahrirât Odası’na, sonra Hârici Mektubî Odası’na geçti. Safvet Paşa ile birlikte onun kâtibi olarak Bükreş’e gitti. Ali Paşa, liyakatini takdir ederek 1282/1865-1866’da rütbe-i mütemâyizî ile Amedi Odası’nda görevlendirdi.1316/1900-1901’da Amedî muavinliğine,1319/1903-1904’da Defter-i Hakânî Nezâreti’nde Tevki-i Divân-ı Hümâyûn memuriyetine atandı. Mayıs 1320/1904’de emekliye ayrıldı. 3 Rebiülevvel 1332/30 Ocak 1914’te vefat etti.Yahya Efendi türbesi haziresinde annesinin yanına defnolundu.

Nakşibendi şeyhlerinden Nurî Efendi’ye, onun ölümünden sonra da Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Osman Salahaddin Dede’ye intisap etmiştir. Mazmun-perdazlığı severdi. Yazdıklarına önem vermediği için şiirlerinin çoğu kaybolmuştur. Şiirlerini içeren mecmua kızında imiş. Son Asır Türk Şairleri’nde bir kıt’a, bir nazire ve Reşid Akif Bey’e cevâb-nâmesi örnek verilmiştir.

6.Hâşimî(1000-1591): Emir Kadı Fakih-zâde Hâşimî Çelebi, Isparta’dan gelip Üsküdar’a yerleşen Emir Kadı Fakih-zâde adlı bir zatın oğlu olup adı Mehmed Çelebi’dir. Karaçelebi-zâde Hüsâm Efendi’den mülazım olup kırklı payesine varmıştır. 1000/1591’de vefat etti. Mezarı Üsküdar’dadır. Vefatına şair Nakkâş Sâ’î şu tarihi söylemiştir:

Cihândan geçdi eyvâ Üsküdârî Haşimî miskin

Şiirlerinden örnekler:

ŽKoçmaŽk üzre seni fikr-i dil-i zâr iy ‘hâŽtır

ŽKoçul iy rûŽh-ı revân sen de berây-ı ‘hâŽtır

Velehu

NaŽkd-ı cân âşıŽk-ı bî-kes ölicek yâre çıŽkar

Vârisi olmayanuñ aŽkçesi ‘hünkâra çıŽkar

İtse peşmîne lebüñ birle Žhalâvet baŽhsin

Gam yimem yarın anuñ ipligi bâzâra çıŽkar

İy Žsaçı Leylî cünûnum sebebin dirdüm lîk

Bir ucı neyleyin ol zülf-i siyehkâra çıŽkar

Velehu

Nûr Žkuşanmış beline Žsanmañ o ser-‘hoş ‘hırâm

Murg-ı dil Žsaydına Žkurmış bir görünmez yirde dâm

Velehu

Emîr-i meclis olursam aceb mi ŽsoŽhbetüñ

Gulâm-ı ŽhalŽka be-gûşem piyâle ‘hidmetde

‘Hâlüñ iy Hindû-beçe Žtarf-ı leb-i mergûbda

Bir müdevver mühre beñzer gûşe-i mektûbda

Velehü (Hasan Çelebi’den)

Benem Ferhâd-ı gam başumda her derd ü belâ şimdi

Benem Mecnûn gibi vâdî-i ademde mübtelâ şimdi

Benem bir ‘haste-dil ‘hŽŽtır-perîşân zâr u ser-gerdân

Müşevveş Žhâl ü giryân sâkin-i künc-i anâ şimdi

Benem bagrı delik göñli yıŽkıŽk bir yıldızı düşkün

Gedâ-yı müflis ü ‘hor-ı ŽhaŽkîr u bî-nevâ şimdi

Nesîm ile yoluşmaŽkdan seŽher Žkan derledi muŽhkem

Degüldür şâhid-i gül ârızında ŽkaŽtre-i şebnem

7.Fevzî(d.1080/1669): Maraş kadısı Kerküklü Ahmed Efendi’nin oğlu olup 1080/1669 tarihinde Üsküdar’da dünyaya gelmiş eğitimini tamamlayarak müderris olmuştur. Asıl ismi Mustafa’dır.1104 tarihinde Şeyhülislam Mehmed Sâdık Efendi’den mülazım olmuştur.1124/1712 tarihinde Mustafa Efendi Medresesi’ne atanmış, 1128’de hareket-i haricle Mukabele-i Süvârî Medresesi’ne, 1132/1721’de Kadı-zâde Mahmud Efendi Medresesi’ne atanmıştır. Sâlim bu şair hakkında, “zihni pâk ve tabı çâlâk bir su‘han-poerver ve zihni pür-âteş bir ma‘hdûm-ı hünerverdür. NaŽt-ı ‘hayâlide zihn-i ferzânesi kimsenüñ maglûb-ı talîm-i imdâdı olmayup kendi esb-i cevlângîr-i ŽkarîŽhasın dil- ‘hâhı üzre reftâr itdürmekle her fende gâyet ŽhaŽsŽsâs ve tîh-i beyâbânda piyâde bir sü‘han-ı sâdeye niçe akissa-i iŽktibâs ile ilbâs-ı libâs idüp…”demektedir. Sadece şiirle değil diğer ilimlerle de ciddi bir biçimde meşgul olmuştur.Muamma ve lugazla da uğraşmıştır.Güzel mazmunları vardır.Sâlim’in ifadesiyle bir “şâir-i hoş-güftâr”dır.

8.Feyzî: Üsküdarlı Kassâm Mustafa Efendi’nin oğlu, şair Tab’î ve Kurbî’nin kardeşidir.Yenişehir kadısı olmuş ve orada vefat etmiştir.

9.Feyzî veya Feyzullah: Feyzullah ibni Muhammedü’l-Emîn ibni Sadreddinü’ş-Şirvânî , 4. Murat devrinin alimlerinden Sadreddin-zâde Mehmed Emin Efendi’nin oğludur. 1008/1600’de doğdu. İlk eğitimini babasından aldı. Sonra dönemin önemli bilginlerinden birinden mülazım oldu.Kırk akçe medreseden mazul olup 1038/1629’de Yusuf Paşa Medresesi’ne,1042/1633’de İbrahim Paşa-yı Atîk Medresesi’ne 1043/1634’de Kadırga Limanı’ndaki Mehmed Paşa Medresesi’ne,1044/1635’te Edirnekapı Mihrimah Medresesi’ne,1045/1636’te Sahn-ı Semâniye’den birine,1048/1639’da Rum Mehmed Paşa Medresesi’ne 1049/1640 ‘ta Mahmud Paşa Medresesi’ne ,1050/1640’ta Zal Paşa Sultanî Medresesi’ne 1053/1643’te Kara Mustafa Paşa Medresesi’ne, 1055/1645’te Süleymaniye medreselerinden birine atanmış,1057/1647’de emekli olmuş,1067/1656’da vefat edip Üsküdar’da babasının yanına defnedildi. Şiirlerinde Feyzî mahlasını kullanırdı.

10.Feyzî-i Üsküdârî: Sadreddin-zâde Feyzullâh Efendi, Sadreddin-zâde Kassâm Mehmed Efendi’nin oğlu, erbâb-ı ilimden bir zat olup eğitimini tamamladıktan sonra Üsküdar Mahkemesi’nde kâtiplik yapmıştır. Bektaşî tarikatine mensuptur.1180/1766 tarihinde vefat etmiştir. Sicilde ise vefat tarihi 1192/1778 gösterilmiştir. Eserleri: Şâhidî manzumesinin aruz ve taktiini açıklayan geniş bir mensur eseri vardır. Ayrıca Şâhidî’nin eserine devam niteliğinde bir manzumesi vardır.Bu manzume şu beyitle başlar:

Tañrı Allâh vâŽhid birdür uludur hem celîl

ŽHamd ögmek Žhub sevmek dûsta dir hem ‘halîl

Aşağıdaki beyit Bektaşî olduğunun delilidir:

Zümre-i bektaşiyândan Moravî MaŽmûd gedâ

Cem idüben didi nâmın be-Žhasebi’l-iŽktizâ

Yine şairin bir de Rumca Türkçe bir manzumesi vardır:

Çalab nâmı nesû ana bir inan

Pirufti beni di pîstî imân

Angelus melek ‘harûs Azra’îl

Pârâzisu Cennet pişehti di pes cân

11.Hâfız:Üsküdarlı Hatib Mustafa Efendi olup Doğanlar Camii hatipliğinde bulunmuştur. Şiirlerinden bir beyit:

Şüküfte gonce-fem ‘hoş-nevâ hezâr-ı dilüm

Güşâde bâg-ı miŽhen mevsîm-i bahâr-ı dilüm

12.Hâşim Mustafa Baba(1197/1782): Haşim Mustafa Baba, Celvetî şeyhlerinden olup Yusuf Nizameddin Efendi’nin oğludur. Babası aynı zamanda şeyhidir. Babasından sonra Ahmediye Tekyesi’ne şeyh oldu. Bu görevde iken 1197/1782’de vefat edip Üsküdar’da Bandırmalı-zâde Tekkesi’nde defnolundu. Şairin ölümüne “ilâ raŽhmeti rabbihi’l-kerîm” ibaresi tarihtir. Şiirleri tasavvufî ve şeyhânedir. Şairin, Ankâ-yı Maşrık adlı gayr-ı matbu mensur bir eseri, Makâlât’ı ve matbu Divan’ı vardır.

13.İlmî(1091/1670-1134/1722) : Asıl adı Mehmed’dir olup Kocamustafa Paşa semtinde 1091/1670 tarihinde dünya gelmiştir.Babası Üsküdarlı olduğu halde işi gereği bu semte taşınmış ve İlmî burada dünyaya gelmiştir. Ancak daha sonra tekrar Üsküdar’a taşınmış ve uygun yaşlara gelince ilim tahsil etmiş, 1110/1699 senesinde İmâm-ı Sultânî Salih Efendi’den mülazım olup kırk akçe medreseden münfasıl olarak 1125/1713’te Şeyhülislam Ataullah Efendi’den Fındıklı’da Molla Çelebi Medresesi’ne ibtida hariç elli ile tayin edilmiş,1129/1717’de Ebu İshak Efendi’den hareket-i hâriçle Hasodabaşı Medresesi’ne geçmiş, 1131/1719’da da Vânî Efendi Medresesi’ne atanmıştır. Şeyhülislam Abdullah Efendi’nin yanında fetva müsevvidi iken 1134/1722’de vefat etti.Sicill-i Osmanî ölüm ayını safer olarak kaydetmiştir.Şiirleri hakkında Râmiz, “eşâr-ı abdârları ŽhaŽkŽkâ ki teslîm-kerde-i hünerverân-ı âlemdür.” ifadesini kullanır.

14.İsâm:Adı Ebü’l-İsme Mustafa İsâmeddin Efendi olup Nakşibendî tarikatine mensuptur. İlmiye sınıfındandır.1201/1784 Edirne monlası oldu.1203/1787’de Üsküdar’da vefat etti. Osmanlı Müellifleri’nde şu eserleri kayıtlıdır:

1.Aksâ’l-Müfâd fi Tercemeti’ş-Şerheyn ve Künhü’l-Murad fi Beyâni Bânet Su’âd

2.Mizânü’l-Acem.

3.E’tuhfetü’d-dâriyye fi şerhi Kasîdeti’l-Ensâriye.

4.E’ş-Şa’şa’ati’l-Kameriyye fi-şerhi’l-Kasîdeti’lMudariyye.

5.E’t-tansîsi’l-Muntazar fi-Şerhi Ebyâti’t-Telhîs ve’l-Muhtasar (matbudur).

6.Şerh-i Nevâbiğü’l-Kelîm.

7.Şerh-i Arûz-ı Endülüsî.

8.Zâdü’l-İbâd fi-Şerhi Zahri’l-Me’âd.

15.Kânî(1104/1692). Üsküdarî Mustafa Efendidir. Divan-ı Sultanî kâtiplerinden olup Küçük Ruznamçeci ve Tezkireci iken 1104/1692’de Edirne’de vefat etmiştir. Kânî Mustafa Efendi diye bilinir.

16.Kurbî(1170/1756): Kassâm-zâde Mehmed Kurbî Efendi olup Üsküdarlı kassâm Mustafa Efendi’nin oğludur. Aynı zamanda Saray Kapıcıları kâtibi Feyzî ve müezzin Tab’î’nin kardeşidir. Enderun’da okumuş, sonra Saray Kapıcıları kâtibi olmuş, 1170/1756’da vefat etmiştir. Râmiz, şairliğini, “şi‘r ü inşâya karîn-i iktidâr bir şâir-i şîrîn-güftâr” ifadesiyle över.

17.Medhî: İsmi Mustafa olup Aziz Mahmud Hüdâyî halifelerinden Bursalı Eyyub Efendi’nin oğlu Yusuf Çelebi’nin oğludur.Üsküdar’da dünyaya gelmiş, öğrenimini tamamladıktan sonra ilmiye sınıfına girmiş, gerekli aşamalardan geçerek uzun süre Haremeyn Vakıfları müfettişliğinde bulunduktan sonra 1227/1809’de Medine kadısı, buradan azlinden sonra da Şam kadısı olmuştur. Sicill-i Osmanî’de Mısır ve Mekke kadılığı(1245/1829) yaptığı ifade edilmiştir. Şairliği hakkına Sâlim, “şir ve semt-i inşâda nâzük-edâ ve eş’ârı medh ve senâya sezâdur” derken Safâyî, “aŽsruñ şuçrâ-yı şîrîn-beyânından bir vücûd-ı memdûŽhdur” ifadesini kullanır. Şiirleri, Salim,s,618-619:

Gazel

İtmiş o gül fütâdeleri cevri Žkâide

Şebnem-misâl pâyine düşseñ çe fâ’ide

ŽKahrın muŽkaddemât-ı keremden Žkıyâs idüp

Düşme göñül neticesi yok fikr-i fâside

Ol rûzedâr-ı ‘hâneŽkah-ı arza reşk kim

ŽHesret-keş-i füŽtûru ola gölge mâžide

Her- nŽzm-ı dil-nişîn yetişür medŽhiyâ güvâh

Davâ-yı Žhüsn-i naŽzmda Žhâcet ne şâhide

Velehu

Yagmaya verdi Žsabrım bir şîvekâr gördüm

Pâ-mâl-i Žhayret oldum bir şeh-süvâr gördüm

Ol nev-nihâl-i nâzıñ hîç görmedim naŽzîrin

Nev-restergân-ı dehri gerçi hezâr gördüm

Lutf-ı nevâzişle meşhûr gerçi ammâ

Ben ol sitem-fürûşu âşûbkâr gördüm

18.Meşrebî(1095/1683): Üsküdarlı Mehmed Meşrebî Çelebi’dir. Öğrenimini yaptıktan sonra Divân-ı Sultânî kâtipleri arasına katılmış ve 1095/1683’te vefat etmiştir. Zarîf bir şair olduğu söylenir. Şiir mecmuası olduğu anlaşılmaktadır. Şiirlerinden bir beyit:

Ben tarîâk-ı cünûna Žtutdum rû

UŽkalâ-yı zamâneye yâ hû

19.Na‘îm(1106/1694): İsmail Na’îm Efendi, Üsküdarlı olup Mustafa Efendi’nin oğludur. Sarı Na’îb denmekle ünlüdür. İlim yolunu seçmiş, mülazım olduktan sonra Üsküdar Mahkemesi’nde uzun süre Başkâtiplik yapmıştır. Bâli Efendi’den mülazım , kırk akçe medreseden sonra 1104/1692’de dersiye-i İskender Paşa haricine yükselmişken 1106/1694 Ramazanı’nda vefat etmiştir. Müretteb Divanı vardır. Ayrıca Gülzâr-ı Na’îm adlı bir mesnevisi vardır. Şairliği hakkında Safâyî, “Eşârı nâzükâne ve güftârı âşıŽkânedür.”demiştir.

20. Nasûhî(1130/17182). Şeyh Hâce Mehmed Nasuhî Efendi, Üsküdarlıdır. Halvetiye şeyhlerinden Karabaş Şeyh Ali Efendi’den inabet aldıktan sonra muhiblerinden Damad Hasan Paşa’nın Üsküdar Doğancılar Meydanı’nda adına yaptırdığı tekkede halkı irşat ile vaktini geçirmiştir. Halvetîliğin Nasuhiyye kolunun kurucusudur.1117/1714’te Eyyub Sultan Camii’nde Salı vaazları kendisine verildi. Etkili vaazlarından dolayı Salı günleri cami çok kalabalık olurdu. Bir ara bazı art niyetlilerin ihbarı sonucu 1126/1714’te Kastamonu’ya sürülmüşse de bir yıl sonra 1715’te affedilerek tekkesine geri getirilmiştir.1130/17182’de vefat edip hanıkahlarında müstakil türbelerine defnolundu. Ölüm tarihleri, “reh-rev-i tarîŽkat” terkibi ile ifade edilmiştir. Türbesinin niyaz penceresinin üstünde Zekâî Efendi’nin şu beyti yazılıdır:

MaŽkâm-ı evliyâdur menb-ı feyz-i fütûŽhîdür

Edeble dâ‘hil ol Žsûfî bu dergâh-ı NaŽsûŽhîdür

Şiirleri hakkında “nazik , latîf ve ârifâne” ifadeleri kullanılmıştır.

Eserleri: Osmanlı Müellifleri’nde Nasûhî’nin şu eserleri verilmiştir:

1.Tefsîr-i Şerîf: On küçük cilt olup bazı eklerle mevcut tefsirlerden derlemedir.

2.Risâletü’r-Rüşdiye: Halifelerinden, Mudurnu’da defnolunan Abdullah Rüşdî adına yazdığı tarikat sülukünden bahseden Arapça bir eserdir.

3.Risâletü’l-Fahriyye: Halifelerinden Beşiktaş Maçka’da medfun Fahreddin Efendi adına kaleme aldığı bir risaledir.

4.Risâletü’l-Velediye: Oğlu Alaeddin Ali Efendi adına yazmıştır. Bu esere Zekâî Efendi’nin şerhi vardır.

5.Şu’abü’l-İmân: İman konusunda bir eserdir.

6.Şerh-i Gazel-i Mısrî: Niyazî-i Mısrî’nin “Yâ câmia’l-esrâr ve’l-fezâžil” mısraıyla başlayan gazelinin Arapça şerhidir.

7.Mecmu’atü’l-Ehâdis: Hz.Halid bin Zeydi’l-Ensârî’den nakl edilen bir hadisin şerhidir.

8.Dîvân-ı İlâhiyât:

Bunlardan başka eserleri varsa da kaybolmuştur. Menakıbı halifelerinden Senâî Hasan Efendi tarafından yazılmıştır. Ayrıca torunlarından Kerameddin Efendi de geniş bir menakıb kaleme almıştır.

21.Nesîm(1172/1757-58): Üsküdarlı Şeyh Mehmed Efendi olup Nesîm adıyla tanınmıştır. Aziz Mahmud Hüdâyî Tekkesi’nde şeyh olan Abdülhay Efendi’nin torunudur. 1172/1757-58 yılında evinde vefat etti. Üsküdar sarayı karşısındaki mezarlığa defnedildi. Şiirleri vardır.

22.Neş’î : Üsküdarlı Seyyid Neş’î Efendi’dir. Hoşsohbet, musikişinas bir zat olup berberlikle geçimini sağlar, dükkânı şairlerin, zarif insanların uğrak yeri imiş.

23.Nişânî:Üsküdarlı, hoş sohbet, nazik yaratılışlı şairlerinden olup seyyiddir. Bu beyit şiirinden örnektir:

Levh-i maŽhfûz-ı ezel böyle imiş çâre nedür

Yüzüñü yerlere sür eyle recâ hasret-ile

24.Nûrî: Adı Mehmed olup,Üsküdarlı Tenbel Mehmed Efendi neslindendir. Önce kendisine yetecek ilim, sarf , nahiv ve diğer dallardan bir şeyler öğrendikten sonra divanları inceleyerek kendisini yetiştirip şiirini yazmış, Safâyî’nin çağdaşlarındandır.

25.Raufî: Halvetî tarikati’nin Ramazaniye kolu şeyhi Köstendilli Ali Efendi’nin halifelerinden Seyyid Ahmed Efendi’dir. Kendisi de uzun süre halvetî şeyhliği yapıp aynı zamanda vaizlik görevini yerine getirmiştir. Raufî hakkında Râmiz, “dâniş ve irfân ile meşhûr ârif u âgâh bir şeyh-i feyz-intibâh”; Bursalı Tahir, “Âlim ve ârif bir zat” ifadelerini kullanırlar. Öldüğünde Doğancılar’daki Sinan Paşa Camii Hazîresi’ne defnedilir. Ölüm tarihi hakkında değişik görüşler vardır. Aşağıdaki tamiyeli tarih ölüm yılını gösterir:

Yazıldı gitdi gibi bir aîmü’l-misl târî‘hi

Ražûfâ Žkıl Ražûfîye maŽkâmın cennet-i Mežvâ

Şairin ölümü için Adâb-ı zürefâ ve Mecelle 1161,Vefeyât 1170 , Sicill-i Osmanî 1165, Osmanlı Müellifleri ise 1171 tarihini vermiştir.

Eserleri: Şairin Osmanlı Müellifleri’ne göre Kurretü’l- Uyûn adlı Türkçe risâlesi, İlahilerini ihtiva eden Divân’ı ve 1160/1747’de kaleme aldığı Arapça 66 Meclisten ibaret vaazlarını içeren Mecâlis’i vardır.

26.Reşid (ö.1142/1729): Üsküdarlı şair Sırrî’nin akrabası Mehmed Efendi’dir. Önceleri Saray-ı Atik Baltacıları’ndan iken daha sonra bazı vakıfların mütevellisi olmuş ayrıca Hâcegi-i Divanî mansıplarından tarihçilik görevini de ifa etmiştir. Asrının sayılı şairlerindendir. Osman-zâde Tâib diğer şairlerle birlikte onun da adını şu beyitte anmıştır:

Reşîd ü Sâlim u Lemî vü Şehrî vü Rahîmîdür

Be-nâm-ı şâirân-ı zümre-i erbâb-ı dîvânî

Reşîd, perîşan bir durumdayken Halvetî şeyhlerinden A’rec Hasan Efendi adında bir zat tarafından irşat edilerek o durumdan kurtulmuştur. Musikî bilgisi olan, bestekâr bir şairdir. Ayrıca lugaz sanatında mahirdir. Râmiz, “Şir ü inşâda üstâdı Sırrî Efendi’ye müsâvâtı Žzâhir nev-edâ bir şâir-i mâhir-i şîrîn-şemâžil idi” diyerek Reşîd’i över. Reşîd 1142/1729’de vefat etmiştir.

27.Rıf’at(1144/1731) : Üsküdarlı Hafız Ahmed Rıf’at Efendi olup İstanbul’da doğmuş, gençlik yıllarında tahsil yaparken Üsküdar’a gelip yerleşmiş ve Üsküdârî Hafız Rıf’at adıyla şöhret bulmuştur. Musikî ilminde asrının önde gelenlerindendir. Şairliğinin , Râmiz, “eşâr-ı âbdâra pür-iŽktidâr bir şâir-i mâhir-i ser-âmed”, Safâyî ise, “ bu asrın şurâ-yı velvele-ârâsından”diyerek değerini belirtir. Vezir-i A’zam İbrahim Paşa’ya sunduğu bahariye kasidesi beğenilmiş ve ihsanlara mahzar olmuştur. 1144/1731’de vefat etmiştir.

28.Rûhî(ö.1168/1754): Üsküdârî Rûhî Efendi diye şöhret bulmuştur. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Sultan Mahmud’un saltanatının ilk yıllarında vefat etmiştir.

29.Sâfî(1278/1861- 1319/1901): Şair Mehmed Emin Nüzhet Bey’in oğlu olup Yanya’da dünyaya gelmiştir. Abdurrahim ve şair Köysancaklı Abdülkadir Efendiler’den edebiyat ve Farsça ders aldı.Üsküdar Bidayet Mahkemesi zabıt kâtipliğine arkasından Askerî Tekaüd Sandığı Tahrirat Kalemi’ne tayin edildi. Üç dört yıllık bir hizmetten sonra Trablusgarb Fırka-i Askeriyesi Mühime Kâtipliği’ne atandı. Bu görev münasebetiyle İstanbul’dan ayrılış günü Hıdrellez’e denk geldiği için gemiye bindirilirken arkadaşı Üsküdarlı Tal’at’la şu kıtayı müştereken söylediler:

Devrân beni me’vâ-yı kadîmimden ayırdı

Oldukları gün Hızr ile İlyâs mülâki

İmdâdı taleb eylemedik kendilerinden

Vuslatda olanlar ne bilir hâl-i firâkı

Bu görevde dört yıl kaldıktan sonra hastalığı sebebiyle istifa eder ve dönüp Damad Mahmut Celalettin Paşa’nın meclisine devama başlar. Kendisine aylık beş altın maaş bağlanır. İçkiye aşırı düşkünlüğünden bazı sıkıntılar yaşar. Halep Vilayeti Mektubî Muavinliği ile İstanbul’dan uzaklaştırılır. Halep’te vefat ettiğinde 41 yaşında idi. Cübeyle kabristanına defn edildi. Ölümüne Manastırlı Rıfat şu tarihi düşürmüştür:

Çıkıp cem’ eyledi târîh-i fevtin

Safâ-yı cennete ‘azmetdi Sâfî

Tekellüfsüz şiirleri olan şairi, Muallim Naci, Namık Kemal, Süleyman Nazîf takdir etmişlerdir.

Eserleri:Sâfi’nin Osmanlı Müellifleri’nde zikredilen eserleri:

1.İslâm-ı Hz. Ömer( mesnevi).

2.Cidâl-i Sa’dî Ba-müddeî.

3.Şi’r-i Sâfî.

4.Kavâid-i Farisiyye.

30.Sırrî(ö.1111/1699) : Üsküdarlı olup ismi İbrahim’dir.Divan-ı Hümayun kâtiplerindendir. Çeşitli görevlere getirildikten sonra Girit defterdârı olmuş ve bu görevde iken 1111/1699’da vefat etti. Ölümüne şu ta’miyeli tarih düşürülmütür.

Didi bir ehl-i hüner târi‘hini

RûŽhuñ İbrahîm Sırrî şâd ola

Şakaları tanınmıştır. Arkadaşlarına yaptığı şakalar ve latifeler bir kitap oluşturacak kadar çoktur. Nasreddin Hoca’ya benzetilir. Müretteb divanı vardır. Sâlim Sırrî’yi, “kumaş-ı reng-a-reng-i tabîr-i dil-pezîr olan şurâ-ı bî-nazîrlerden” diyerek şiirlerini beğendiğini ifade eder. Hakkında çeşitli araştırmalar yapıldığı için kısaca tanıtmakla yetiniyoruz.

31.Şermî(Üsküdârî Ali Çelebi): Topçu, şeştârî hoş-sohbet ve nazik ve hazırcevap musikişinas bir şairdir. Mora seferinde 1127/1715 tarihinde vefat etmiştir. Hayatı hakkında fazla bilgi bulunamadı. Şir:

ŽTarf-ı rûyuñda şehâ kâkül ü gîsû bulınur

ŽSaŽhn-ı gülşende beli sünbül ü şeb-bu bulınur

ŽHaŽt niçün Žzâhir olur kişver-i ru ‘hsâruñda

Rûmdur bunda niçün leşker-i Hindû bulınur

ŞevŽk-i dendânuñ ile Şermî-i ŽsâŽhib-hünerüñ

ŽSadef-i cevf-i dilinde niçe lûlû bulınur

32.Tab’î : Musta adlı bir şiair olup sesinin güzelliğinden dolayı müezzin-i şehriyârî olmuştur. Bu nedenle Müezzin Tab’î diye şöhret bulmuştur. Şair Kurbî’nine kardeşidir.Kurbî’nine vefatından sonra onun zeamet ve katipliği Tab’î’ye verilmiştir. Nazım ve nesirde yetenekli musikî ilminde geniş bilgisi vardı. Besteleri her tarafa yayılmış bir musikişinastır. Ayrıca hattat da olan Tab’î sülüs ve neshi Eğrikapılı Çelebi Efendi demekle ünlü Ebulkasım Hace Mehmed Râsim Efendi’den ders alıp mezun olmuştur.

33.Tal’at(1275/1858-1345/1926): Ahmet Tal’at Bey, Enderunlu Binbaşı Ahmed Ağa’nın oğludur. Ahmed Ağa aynı zamanda musikişinastır. Annesi Ayşe Merzuka Hanım’dır. Babası ile birlikte Van’a gitmiş, babasının ölümü üzerine İstanbul’a dönmüştür. Paşakapısı’ndaki Mekteb-i Rüşdiye’ye devam edip mezun olur. Sonra Berkofçalı Abdurrahman İlmî Efendi’nin Selimiye Camii’ndeki derslerine devam eder. Sonra Tahsin Efendi’den hikmet, hey’et, ilahiyat, Diyarbakırlı Hoca Re’fet Efendi’den de Hafız Divanı’nı okur. Ardından misafir gelip evlerinde kalan ve burada vefat eden Köysancaklı Hacı Abdülkadir Efendi’den süt kardeşi Üsküdarlı Sâfî ile Arapça ve Farsça ders alır. Girdiği imtihanı kazanarak Adliye Nezareti Muhasebe Kalemi’ne memur olur(1879).On dokuz yıl sonra kalemin başkâtibi, 1909’da da Adliye Muhasebe Müdürlüğü’ne, ve ardından Bahriye Nezareti Müsteşarlığı’na atanır. Bu son görevi sekiz ay sürer. Resmi görevlerinin dışında Saadet ve Zuhûr gazetelerinde yazı yazar. Nâci’ni ayrılmasından sonra bir süre gazetenin edebiyat sayfasını yönetir.Bir süre Hariciye Nazırı Said Paşa’nın oğluna Türkçe ve resmi yazışma dersleri verir. Otuz altı yıl memuriyet hayatı olmasına rağmen ömrü kirada geçmiş ve haklı olarak bundan yakınmıştır.aşağıdaki manzume bu yakınmanın ürünüdür:

Rahat yüzü görmedim ve görmem

Bir lâhza bu gam-serâ evinde

Varken bu kadar güzîde beytim

Kaldım yine ben Kira evinde

Annesinin ölümünden sonra evlenir. Müdafaa-yı Milliye ve Donanma Cemiyeti’nde çalışır. Bir oğlu olur. Bahriye Nezareti Müsteşarlığı’ndan Emekli olmuş, mide kanserinden 15 Eylül 1926 yılında vefat etmiştir. Nedim’in kabri yanında defnedilmiştir.

Florinalı Nazım şairle ilgili olarak Ebediyet Yolunda adlı bir kitap neşretmiş, ancak şairden birkaç sayfalık bahis vardır. İbnülemin de bu kitaba bir makale vermiş ancak on satırlık kısa bir bölümü yayınlanmıştır. Döneminin önemli şairlerindendir. Bir kez evi yanmış birlikte hem telif ettiği eserler, hem de kitapları yanmıştır.Dürüstlüğü ve faziletiyle tanınmıştır.Zaman-ı Saadet adlı bir manzum eseri vardır.

34.Va‘dî(ö.1094/1682): Üsküdar Mahkemesi Başkâtibi Ahmed Efendi’dir. Şairliği hakkında Safâyî, “bir üstâd-ı pâkîze suhan ve bir sâ‘ir-i sihr-âferîn” ifadesini kullanır. Üsküdarlı Sırrî’nin üstadıdır. Şiirleri , “pâk ve güftârı sûz-nâk” nitelemesine uygundur.1094/1682’de vefat etti. Sırrî, ölümüne şu tarih düşürmüştür:

Fikr-i lutfunla Hudâyâ didiler târîhini

RûŽh-ı Vadî bula evvâr-ıcemâlünle neşât

Va’dî’nine mürettep Divân’ı vardır.

35.Vefkî(ö.1165/1751): Dırağman Zâkirî adıyla ünlü olup Ramazan adlı bir zatın oğludur. Kızkardeşi , Şemsî tarikati şeyhlerinden İsa Mahvî Efendi ile evlenmiş ve Vefkî de bu zattan inabet alarak süluk etmiştir. Zikir ve tevhid usûulünü Derviş Ali Dede’den, ta’lik yazı ile musikîyi de Eski Zeyrek Camii müezzini Hattât Hüseyin Efendi’den öğrendi. Tersane’deki Çorlulu Ali Paşa Câmii’nde Cuma vaizliği, Dırağman Tekkesi’nde birinci müezzinlik ve Sakız Ağacı mevkiindeki Sivâsî Dergâh-ı Kadîmi’nde uzun müddet şeyhlik vekâletinde bulundu. Vefkî mahlasıyla mecâzâne şiirler yazmıştır.

Adı geçen tekkede hücre-nişîn iken 1165/1751’de vefat edip Eyüp yakınında Abdülmecid Sivâsî Efendi Türbesi’nin dışına defnedildi. Ölümüne şu tarih düşürülmüştür:

Mekânı firdevs ola Ahmed Efendiye

36.Vuslatî : Toparabacıları Ocağı Ağası Hacı Veli Ağa’nın oğlu Ahmet Vuslatî Efendi olup, babasının mesleğine girmiş ve 1132/1720’de Arabacılar Kethüdası olmuştur. Çok zeki ve anlayışlı bir kişiliği vardır. Sâlim’in çağdaşı olan şairlerden olup şiirleri beğenilmiştir. Aşağıdaki beyit buna bir örnektir:

Dürr-i eşkim sadef-i dîdede nâ-süfte iken

Anı hep rişte-i müjgânıma manzûm etdim

37.Yetimî(ö.1076/1665): Adı Mehmed olup, Üsküdârî Seyyid Hâşimî Mehmed Efendi’nine oğludur. Hâşimî-zâde adıyla şöhret bulmuştur. İlk öğrenimini yaptıktan sonra tedris yoluna girerek gerekli aşamalardan geçip sırasıyla Siyavuş Paşa, Efdaliye, Gazanfer Ağa, Sahn-ı Seman medreselerinden birine atanmış, sonra Belgrad, Manisa, Medine-i Münevvere payesi ile Üsküdar, İzmir, Bursa ve Galata kadılıklarında bulunmuştur. Şiirlerinde Yetimî mahlasını kullanan alim , fazıl ve sâlih bir zat olup mürettep divanı vardır. Güftî Teşrifatü’ş-Şuarâ’da şair hakkında şöyle der:

Tâze güftâr-ı meclis-i îrâd

Biri da‘hı Yetîmñ-i naŽkŽkâd

Rûzgâruñ sütûdekârıdur

Hâşimî-zâde Üsküdârîdür

ŽKalemi çîre-dest-i manâdur

Mâžil-i ihtişâm-ı Monlâdur

Sözde luŽtf-ı ‘hayâl bulmışdur

Şiri Žhadd-i kemâl bulmışdur

Vâdî-i naŽzm u nesre gûşîşi var

Bu revişde tamâm verzişi var

Şiri terzîŽk-ı sâdeden ârî

Böyledür naŽzm-ı şû‘h-kirdârı

38.Yümnî: Üsküdarlı Mustafa’dır. Daha genç yaşlarda iken şiire başlamıştır.Yümnî hakkında Sâlim, “bir şâir-i nâzük-reftâr” tabirini kullanır. Aşağıda şiirlerinden iki beyit örnek verilmiştir:

Dilde biñ gam var derûnumda melâlet bir degül

Cevher-i âyînede jeng-i küdûret bir degül

Alsam âgûş-ı ‘hayâle mû-mıyân-ı dilberi

Vechi var zîrâ tarîŽ-ı nîl-i vuŽslat bir degül

38.Zamîrî(1105/1693): Divân-ı Hümâyûn kâtiplerinden Üsküdarlı Mustafa Efendi’dir. Bazı vezirlere tezkerecilik de yapmış, yiğitçe eda taşıyan mutasavıffane (şeyhâne) şiirleri, ilahileri olan bir şairdir. İlahilerinden bir örnek:

Saña taŽŽsîŽs itdi mirâcı ‘Hudâvend-i Ezel

Dem-be-dem müştâŽkuñ arş ü ferş cennet Žhûrdur

MerŽhamet Žkıl yâ Resûla’llâh Zamîrî bendeñe

Ol durur garŽkâb-ı iŽsyân cürm-ile mazûrdur

39.Zekâ’î(ö.1227/1812): Üsküdar muhafızı Bursa Yenişehirli İbrahim Paşa’nın oğlu Mustafa olup Üsküdar’da dünyaya gelmiştir. Bir süre Dîvân-ı Hümâyûn Kalemi’nde çalışmış, babasının vefatından sonra memuriyeti bırakarak Halvetiliğin Şa’bâniyye kolunda tarikate girmiş, Simav’a giderek Şeyh Hasan Efendi’den hilafet aldıktan sonra İstanbul’a dönmüş, 1220/1805 ‘te Şehremini Ümmî Sinan Dergahı şeyhi olmuştur. Ayrıca Sinâniyye şeyhlerinden Çukadar Mehmed Efendi’den de hilafet almıştır. Mutasavvıfâne şiirlerini muhtevi Divan’ı basılmıştır. 1227/1812’de vefat etti.Ölümüne “Hû ile ârif Zekâ’î azm-i lâhût eyledi” tarihi söylenmiştir.Ayrıca Nasûhî’nin Risâle-i Velediye’sini şerh etmiştir.

40.Zühdî(d.1248/1832): Üsküdar Eshâm Muhasebe Kalem kâtiplerinden Ahmed Zühdî Efendi olup burada1248/1832’de dünyaya gelmiştir. 1268’de Mekteb-i Ma’ârif-i Adliye talebesi olmuş, 1264 senesinde Esham Muhasebesi kâtipliğine atanmıştır. Bazı şiirleri olduğu kaydedilmiştir.

Sonuç olarak 40 kadar şairin kısaca biyografilerini sunduğumuz bu çalışma Üsküdar’ın Türk şiir tarihinde ne denli önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Bu şairlerin her biri ayrı ayrı incelenmeye değer. Yapılacak araştırmalarla Üsküdar’ın Türk şiirine katkıları daha iyi ortaya çıkacak ve anlaşılacaktır.

 

 

Bibliyografya

_______________

Arif Hikmet, Tezkire, Millet Ktp., Ali Emiri Ef., 789..

Asım Mehmed, Zeyl-i Zübdetü’l-Eş’âr, Millet Ktp., Ali Emiri, Mzm. Eserler 1326.

Bağdatlı İsmail Paşa, Keşfü’z-Zünûn Zeyli, İstanbul 1971-1972.

Bursalı Mehmed Tahir,Osmanlı Müellifleri, (C I-II), İstanbul 1333.

Esrâr Dede, Tezkire-i Şuarâ-yı Mevleviyye,haz. İlhan Genç, Ankara 2000.

Fatin Davut, Hatimetü’l-Eş’âr, İstanbul 1271.

Güftî, Teşrifâtü’ş-Şuarâ, haz.Kaşif Yılmaz, Ankara 2001.

İnal, İbnü’-Emin Mahmut Kemal, Son Asır Türk Şairleri, İstanbul 1970, Ankara 1999.

İsmail Beliğ, Nuhbetü’l-Asâr Li-Zeyli Zübdetü’l-Eş’âr, haz.Abdülkerim Abdülkadiroğlu, Ankara 1985.

Kaf-zâde Fâizî Abdü’l-Hay, Zübdetü’l-Eş’âr, Millet Ktp., Ali Emiri Ef.,1325.

Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şuarâ, haz. İbrahim Kutluk, Ankara 1989.C.II.

Kut, Günay, “Vefeyât-ı Ayvansarâyî ve Nüshaları ve Nüshaları Ya da Tezkire-i Ayvansarayî”, Türklük Bilimi Araştırmaları, Volume 24/II (Agah Sırrı Levend Hatıra Sayısı), 2000.

Müstakim-zâde Süleyman Sa’deddin, Meceletü’n-Nisâb, Süleymaniye Ktp., Halet Ef., 628.

Müstakim-zâde Süleyman Sa’deddin, Devhatü’l-Meşâyih, İstanbul 1978.

Müstakim-zâde Süleyman Sa’deddin, Tufe-i Hattâtîn, İstanbul 1928.

Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmanî, C I, 1308; C II, 1311; C III, 1311;C IV,tarihsiz.

Râmiz , Âdâb-ı Zürefâ, haz. Sadık Erdem,Ankara 1994.

Rıza, Rıza Tezkiresi, İstanbul 1316.

Riyâzî Mehmed Efendi, Riyâzü’ş-Şuarâ, Millet Ktp., Ali Emiri Ef., 765.

Safâyî, Tezkire, Süleymaniye Ktp., Veliyüddin Ef. 2585.

Sâlim , Tezkire, Dersaadet 1315.

Şefkat Seyyid Abdülfettâh, Şefkat Tezkiresi, İstanbul Üniversitesi Ktp., Ty.3916.

Şemseddin Sami, Kâmûsü’l-A’lâm, Ankara 1996,C.III.

Silahtar-zâde Mehmed Emin, Silahtar-zâde Tezkiresi, İstanbul Üniversitesi Ktp., Ty.2557.

Şeyhî Mehmed Efendi, Vakâyiü’l-Fuzalâ, İstanbul 1989.

Tuman, Nail, Tuhfe-i Naili, haz., Cemal Kurnaz-Mustafa Tatçı, Ankara 1999.